Muazzez İlmiye Çığ

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin Yaşlı Annesi

Muazzez İlmiye Çığ: 104 yaşında olduğumu düşündükçe şaşkına dönüyorum artık bıktım yaşamaktan

“60 yaşına gelip de hala okuma yazma bilmeyenleri görünce deliriyorum”

Muazzez İlmiye Çığ

Muazzez İlmiye Çığ

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Osmanlı’nın son yıllarına, iki dünya savaşına ve Cumhuriyet’in her dönemine tanıklık etti. 104 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ dünyanın sayılı sümerologlarından, saygın bir bilim insanı. “104 yaşında olduğumu düşündükçe şaşkına dönüyorum” diyen Çığ;  “Artık bıktım yaşamaktan, çok dertleniyorum” diyor.

Posta’dan Oya Çınar’a konuşan Çığ “60 yaşına gelip de hala okuma yazma bilmeyenleri görünce deliriyorum” ifadesini kullanıyor. Çığ’ın Çınar’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Nasıl bir his 104 yılı devirmek?

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

104 yaşında olduğumu düşündükçe şaşkına dönüyorum. Beklemiyordum. Ama artık bıktım yaşamaktan. Çok dertleniyorum. Kendimle ilgili değil ama etrafımda olup bitenler beni çok üzüyor. Çocuklarım, torunlarım için kaygılanıyorum, onlar için ödüm kopuyor.

Özel bir çabanız oldu mu bu kadar uzun yaşamak için?

Yoo! Hiç özel bir şey yapmadım. Az da yemedim, çok da yemedim. Ama çok yürüdüm. Hâlâ yatak sporlarım vardır. Şimdi biraz bacaklarım ağrıyor, zorlanıyorum ama yine de yapıyorum.

Sizce ruh yaşlanıyor mu?

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Yaşlanmanın kötü yanı o ya işte kızım. Bedeniniz bazı şeylere eskisi gibi izin vermiyor ama ruh yaşlanmıyor. Duygular hiç değişmiyor. Gençlikte nelere ağlıyorsam hâlâ aynı şeylere ağlıyorum. Nelerden heyecan alıyorsam aynı şeylerden heyecan alıyorum.

Muazzez İlmiye Çığ Nasıl geçti hayatınız?

Dolu dolu geçti. Dalgalarda kaldım ama hiç boğulmadım. Hep su yüzünde kaldım. Çok çalıştım. O kadar işin gücün arasında iki çocuğum oldu. Annemin yardımlarıyla ve kocamın anlayışıyla büyüttüm. Kıyafetlerini kendim dikerdim. O zaman hazır giyim yoktu. Evde de dışarıda da hep çalışarak geçti hayatım.

Fahri doktoranız, 23 kitabınız ve bilimsel makaleleriniz var. Eğlenceye vakit kaldı mı hiç?

Yaratırdım! Tabii eğlence deyince benim aklıma sinema, tiyatro ve seyahat geliyor. Eşimle sık sık tiyatroya giderdik. İmkan buldukça davetlere, kokteyllere katılırdık. Ve hep gezerdim. Sadece Japonya’ya 15 kere gittim.

Neden sümeroloji?

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Muazzez İlmiye Çığ Sümerolojinin 104 Yıllık Annesi

Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açılalı bir yıl bile olmamıştı. İki arkadaş, Fransızca bölümüne kayıt olmak istiyorduk. Ama kayıtları dolmuş. “Hititoloji profesörü yeni geldi. Yan dersler olarak da sümeroloji ve arkeoloji olacak” denildi. Gidip oraya kayıt olduk. Tabii çok cahiliz o zaman. ‘Loji’nin ‘bilim’ olduğunu bile bilmiyorduk. Tesadüfen başladı her şey.

Sonra?

Hocamız okulda kalmamı çok istedi ama ben istemedim. Babam çok kızdı; o da profesör olmamı istiyordu. Sonra İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde çalışmaya başladım. Hiç de pişman olmadım. Maalesef okulda kalanlar ne sümeroloji ne de başka alanda bir şey ortaya koyabildi. Koskoca bir sümeroloji arşivi meydana getirdik. Anlaşılan o ki, biz yapmasak başkası da yapmayacakmış.

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin ilk mezunlarındansınız…

Sümerler - Sümeroloji

Sümerler – Sümeroloji

1935’te okul kuruldu, ben de 1940’ta mezun oldum şekerim. İyi ki açtın bu konuyu… Atatürk bu okulu açarken bir şey amaçladı. Şimdi o amacı tamamen unutmuş durumdalar. İlber Ortaylı’nın kitabında bile yok. Atatürk’ü yazmış ama bu okullar neden kuruldu, niye var, söz etmemiş bile.

Amaç neydi?

Atatürk diyor ki, Türk dilini ve tarihini araştıracak uzmanlar yetiştirmek zorundayız. Bunun için bu okulu açıyor. Türkçe’nin kökeni ne? Türkler hangi coğrafyalarda, nerelere kadar uzanmış? Bunları gelecek nesillere aktarmak için… Ama bunları yapabilmek için eğitimci lazımdı. Yoktu o zaman.

Nasıl başardı peki?

Sümerler - Sümeroloji

Sümerler – Sümeroloji

Atatürk, Cumhuriyeti kurar kurmaz lisede başarılı çocuklar arasından sınavla 150 genci seçip Avrupa’ya gönderdi. Aynı dönemde Almanya’da Hitler, pek çok değerli profesörü Yahudi olduğu için işlerinden çıkardı. Atatürk, “Hemen gelsinler” dedi. O zaman yapılmış bir anlaşma var. Ben okurken ağladım. Daha 10 yıllık bir ülkenin yaptığı şeyler bunlar. Biz bugün bir şeyler yapabildiysek, o dönem atılan tohumların meyveleri sayesinde hepsi. Aynı şekilde devam edilebilseydi Türkiye şimdi Finlandiya ve Norveç seviyesinde olabilirdi.

Kindar bir nesil yetişti

Cumhuriyet’in ilk yılları nasıldı?

Sümerler - Sümeroloji

Sümerler – Sümeroloji

1933’te, Cumhuriyetin 10. yılında Eskişehir’de öğretmendim. Kadın-erkek ayrımı nedir bilmezdik. Hep birlikte sinemaya, tiyatroya gidilirdi. Çarşaflı bir tek kadın bile görmezdik. Erkekler şapkalı, kadınlar başı açık modern bir şekilde yaşıyorduk. Bugün modern Türk kadını denince aklınıza nasıl bir profil geliyorsa, o zaman öyleydi. Köyde ve şehirde büyük bir okumayazma seferberliği vardı. Bugün 60 yaşına gelip de hâlâ okuma-yazma bilmeyenleri görünce deliriyorum. Bunun bahanesi yok, 1930’ların yokluğunda bile insanların öğrenme aşkı vardı.

Bugün bile okutulmayan kız çocukları var. Siz o dönemde lisede Fransızca ve keman dersleri almışsınız…

Babam acayip bir adamdı şekerim. Yıl 1914, annem hamile. Babam diyor ki, “İnşallah kız çocuğum olur. Ona Fransızca ve keman dersleri aldıracağım.” Ben doğunca adımı Muazzez İlmiye koyuyor. Bir gün bana dedi ki, “Kızım sana İlmiye adını verdim ki ilim sahibi olasın.” Ben çocuğum tabii. Bir kulağımdan girdi, öbüründen çıktı. Kullanmazdım bile İlmiye’yi. Ne zaman kullanmaya başladım biliyor musun? Türkiye’ye yabancı bir profesör gelmişti. Bir etkinlik sırasında sohbet ederken ilk sözü şu oldu bana, “Siz tüm bu çalışmalarınızla, ilim sahibi olduktan sonra mı aldınız bu unvanı?” Güldüm. “Hayır, babam koymuş bu adı” dedim. Emekli olmuştum, düşünün. Ondan sonra hep Muazzez İlmiye’yi birlikte kullandım.

Muazzez İlmiye Çığ Benim tanrım Gök Tanrı

Günümüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son yıllarda yapılan her şeye rağmen Atatürk devrimleri en başarılı çağında. Onun devrimlerinin karşısında duranlar bile birden coştular. Bir şeyi ne kadar baltalamaya çalışılırsanız o kadar güçlenir; demek ki bunun idrakına geç varıldı. Gençler eskiden benden Sümerleri dinlemek isterdi. Şimdi sürekli Atatürk’ü soruyorlar.

Muazzez İlmiye Çığ Gelecekten umutlu musunuz?

Ben çok iyi olacağına kaniyim. Belki büyük bir dalgalanma olacak ama yeniden doğacağız. Seçimleri de heyecanla bekliyorum. Sıkıntılı günler yaşayacağız ama sonumuz aydınlık. Tabii çalışırsak. Vazifelerimizi bilmemiz, birbirimize kenetlenmemiz lazım. Yoksa her şey berbat olur. Yeniden Osmanlı’ya dönmemiz işten bile değil.

En çok nelerden rahatsız oluyorsunuz?

Kindar bir nesil yetişti. Ona üzülüyorum. Gazeteleri okurken deliye dönüyorum. Nasıl bu hale geldik? Deli olacağım. Bunun dinde de yeri yoktur. Eski Türklerin inancı sevgi üzerine. Gök Tanrı ‘Sev’ demiş; otu, böceği, hayvanı… Benim Tanrım Gök Tanrı. Sevecensen Gök Tanrı sıkıntını alıyor, işin gücün rast gidiyor. Değilsen de seni kendi haline bırakıyor. Öyle cezası, ateşlerde yakması yok. “Aaa bayıldım vallahi ben bu Tanrı’ya” dedim okuyunca. Vallahi bayıldım!

Avrupa’nın her rezaleti unutuldu ama Beethoven hatırlanıyor

Günlük rutininizde neler var?

Her sabah gazetelerimi gözden geçiriyorum. Bol bol okuyorum. Şimdi ‘Türkçenin Dirilişi Hareketi’ kitabı var elimde.

Magazin de okur musunuz?

Gazetelerin eklerini okurum. Artistlere martistlere bakıyorum, ne yapıyorlar diye. Ama sanatta ve sporda başarılı gençlerimize az yer veriliyor. Zaten Osmanlı’dan kalan kötü bir imajımız var. Bakın dünyaya, Avrupa’ya, İkinci Dünya Savaşı’ndaki rezaletleri, her türlü pislikleri unutuldu ama Beethoven hatırlanıyor! Sanatın böyle bir gücü vardır! Biz de Osmanlı’dan kalan bu kötü imajımızı temizlemek istiyorsak kendi Beethoven’larımızı yetiştirmemiz lazım.

Bunca yaşam deneyiminizden sonra gençlere ne öğüt verirsiniz?

Çok okusunlar. Çalışsınlar. Lisan öğrensinler. Türkçeye çok önem versinler. Lisan öğrenmek başka, kendi diline sahip çıkmak başka. Kendi dilimizin içine çok rica ediyorum yabancı kelimeleri sokuşturmasınlar. Önyargılı olmasınlar. Dedikodudan uzak dursunlar.

Bu dünyaya bir geliş amacınız var mıydı sizce?

İki gün evvel bir ressam geldi ziyaretime. Sümerlerle ilgili hayali resimler yapmış, getirmiş. Bayıldım. Benim gayem de çabam da buydu: Sümerleri halka tanıtmak. Gayeme ulaştım mı? Herhalde Atatürk’e vefa borcumu ödedim diye düşünüyorum. Türkiye’den başka hiçbir yerde Sümerler hakkında bu kadar bilinçli bir halk yok. Bu da beni çok mutlu ediyor.

Dünyaya bir gelirsem uzaya gitmek isterim

Muazzez İlmiye Çığ Sıkılınca ne yaparsınız?

Başka bir şey yaparım.

Zorluklarla mücadele ve devam etme gücünü nelerden alırsınız?

Yılmam ben bir şeyden. Yılıp da çekilmem köşeye.

Sizi ne heyecanlandırır?

Sabah çıktım balkona, bahçeme baktım. Öyle güzel renkler var ki… Eflatunu, pembesi, kırmızısı… Doğa bana coşku veriyor. Güzel bir kitap okumak, iyi bir film izlemek, gençlerle buluşmak beni heyecanlandırıyor.

Muazzez İlmiye Çığ Dünyaya yeniden gelmek ister miydiniz?

Uzaya gitmek isterdim şekerim. Uzayla ilgili çok araştırır, her şeyi severek okurum.

Kaynak T24

Muazzez İlmiye Çığ Biyografi

Ailesi köken olarak Kırımlı göçmenlerden olup babası Kırım’dan Amasya, Merzifon’a, annesi ise Kırım’dan Bursa’ya göçmüştür. Ailesi İzmir’de yaşamaktayken, 15 Mayıs 1919 tarihinde meydana gelen İzmir’in işgali ardından daha güvenli bir yer olan Çorum’a yerleşti.

Eğitim ve kariyer

İlkokula Çorum’da başladı. Daha sonra ailece Bursa’ya taşındılar. Bursa’da özel bir okul olan Bizim Mektep’te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926’da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi’ne (Bursa Kız Öğretmen Okulu) girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir’e tayin oldu. Eskişehir’de öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı.

15 Şubat 1936 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji bölümüne kaydoldu. Nazi Almanyası’ndan Türkiye’ye iltica etmiş olan ve Ankara Üniversitesi’nde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock’dan Hitit Dili ve Kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger’den Sümer ve Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürüderslerini aldı. 1940 yılında Ankara Üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivine uzman olarak atandı. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlenmişti. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılyay ve Dr. F. R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı, 74.000 tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu, 3.000 tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı.

1957’de Münih’teki Oryantalistler Kongresi’ne katıldı. 1960’ta Heidelberg Üniversitesi’nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965’te Roma’da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra’ya götürdü. 1972’de emekliye ayrıldı.

Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988’de Philadelphia’daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer’in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990’da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993’te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk da dahil Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.

Muazzez İlmiye Çığ Ödülleri

  • Adana Tepebağ Rotary Kulübü, Meslek Hizmet Ödülü
  • İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Fahri Doktora unvanı, 4 Mayıs 2000
  • Osmaniye’nin Çardak köyü’ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği tarafından “Özgür İnsan Ödülü”
  • Vatandaşlık Tepkilerim isimli kitabı, Galatasaray Rotary Kulübü tarafından İngilizceye çevrilerek Avrupa ve Amerika’daki üniversite kütüphanelerine dağıtılmıştır.

Muazzez İlmiye Çığ Davaları

Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği ve Vatandaşlık Tepkilerim isimli kitaplarında kadınlarda başörtüsünün köklerinin Akadlara dayandığını yazmıştı. Bu kitapları 2007 yılında kamuoyunda yankı uyandırdı. 2007 yılında “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçuyla yargılandı ve ilk celsede beraat etti.

Muazzez İlmiye Çığ Kitapları

  • “Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni”, 1995, Kaynak Yayınları
  • “Sümerli Ludingirra – “Zaman Tüneliyle Yolculuk”, 1996, Kaynak Yayınları
  • “İbrahim Peygamber – Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre”, 1997, Kaynak Yayınları
  • “İnanna’nın Aşkı – Sümer’de İnanç ve Kutsal Evlenme”, 1998, Kaynak Yayınları
  • “Zaman Tüneliyle Sümer’e Yolculuk”, 1998, Kaynak Yayınları (Genişletilmiş ikinci basım; ilk basım 1993, Kültür Bakanlığı Yayınları)
  • “Hititler ve Hattuşa – İştar’ın Kaleminden”, 2000, Kaynak Yayınları
  • “Gilgameş – Tarihte İlk Kral Kahraman”, 2000, Kaynak Yayınları
  • “Ortadoğu Uygarlık Mirası”, 2002, Kaynak Yayınları
  • “Ortadoğu Uygarlık Mirası 2”, 2003, Kaynak Yayınları
  • “Sümer Hayvan Masalları”, 2003, Kaynak Yayınları
  • “Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği”, 2004, Kaynak Yayınları
  • “Vatandaşlık Tepkilerim”, 2004, Kaynak Yayınları
  • “Atatürk Düşünüyor”, 2005, Kaynak Yayınları
  • “Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği”, 2005, Kaynak Yayınları
  • “Çivi Çiviyi Söker – Muazzez İlmiye Çığ Kitabı”, Serhat Öztürk, 2002, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • “Sümerlilerde Tufan – Tufan’da Türkler”, 2008, “Kaynak Yayınları”

PERPA HABERLERİ

PERPA HABER ANA SAYFA

PERPA İLETİŞİM

Kaydırmaz Bant Nedir

Kaydırmaz Bant Nedir Kullanım Alanları Nerelerdir

Kaydırmaz Bant Nedir Non-slip bands, kaygan, eğimli ve çok kademeli, merdiven vb. yüzeylerde kaymadan dolayı  oluşabilecek kaza risklerini minimize eden teknik bant çeşididir.

Kaydırmaz Bant Nedir

Kaydırmaz Bant Nedir

Kaydırmaz Bant Nedir

Kaydırmaz Bantlar, kaygan, eğimli ve çok kademeli merdiven gibi yüzeylerde kaymadan dolayı oluşabilecek kaza risklerini azaltır. Yüzeyin fiziksel yapısından (Mermer, Granit), Cilalama, temizleme, ıslaklık, Yağmur, kar ve don gibi iklimsel koşullarda oluşabilecek kazaları minimize eder.

Günümüzde, evlerde, işyerlerinde, otellerde ve, rezidans gibi işletmelerde temizlik kaygılarından dolayı, pürüzsüz, pırıl pırıl cilalanmış yüzey kaplamaları özellikle tercih edilmektedir. 

Yüzeyin kir pas tutmaması için pürüzsüz olması gerekiyor. Bu yüzden yüzeyler mermer vb. kaplamalar ile kapatılıyor. Bu tip yüzey kaplamaları çok kolay temizleniyor, fakat, mevsimsel değişiklikler (sıcaklık, don), fiziksel değişiklikler (eğim vb.) bu tip yerlerde ciddi kazalara yol açabiliyor.

İnsanlar eğim, buz, don, pürüzsüzlük gibi nedenlerle çok kolay kayıp düşebiliyor. Bu kayma ve düşmeler genellikle sert zeminlerde olmasından kaynaklı olarak çoğunlukla ölümcül veya kalıcı hasarlara neden olabiliyor.

İnsan sağlığı ve iş güvenliği açısından, işyerlerinde, evlerde, otel, fabrika gibi değişik mekanlarda, fiziksel etkilere maruz kalan alanlarda ( sıcaklık, soğukluk), 20 dereceyi geçen eğimlerde fiziksel önlemler almak gerekiyor.

Alınacak önlemlerin en başında Kaydırmaz Bant kullanımı geliyor.

Kaydırmaz bantlar ısı değişiminden etkilenmezler. Sıcak, soğuk, don vb. durumlarda insanlar kaydırmaz bant yapıştırılmış yüzeylerde rahatlıkla yürüyebilirler.

Kaydırmazlık bandı kullanılırsa, o yüzey ne kadar eğimli olur ise olsun, o yüzeyden insanlar, kolayca, kaymadan, iner ve çıkabilirler. İster merdiven, ister eğimli pürüzsüz yüzey olsun, fark etmez.

Kaydırmaz Bantların Ömrü

Kaydırmaz bantlar, yapısındaki kimyasal maddelere bağlı olarak 2-5 yıl ömür beklentili olabilir. bu beklenti ortamın extrem değişikliklerine göre değişiklik gösterebilir.

Extrem koşullarda kaydırmaz bant kullanmanız gerekirse (Anormal sıcaklık değişimleri, anormal eğimler gibi) bizden detaylı bilgi isteyiniz. Çünkü kaydırmaz batlar normal şartlar altında  -10-+ 40 derece sıcaklıklara ve en fazla 45 derece eğime göre üretilmektedir.

Kaydırmaz Bant Kullanım Alanları

Kaydırmaz bantlar ya da yaygın kullanım adıyla merdiven kaydırmaz bantlar, merdiven bantları yaygın olarak, sıcaklık gibi dış fiziksel etkilerden çok kolay etkilenebilecek veya çok eğimli merdivenlerde, ya da eğimli veya eğimsiz, pürüzsüz yüzeylerde kullanılması gerekmektedir.  Sektörel ve önem sırasına göre sıralarsak;

Kaydırmaz Bantlar okullarda kullanılır

Her yaştan çocuğun okuduğu okullar, merdivenleri, farklı eğim içeren alanlarıyla çocukların en fazla tehlike ve kazaya maruz kaldığı yerlerdir. Bu tip merkezlerin merdivenlerine, pürüzsüz mermer yüzeylerinde mutlaka kaydırmaz bant kullanılmalıdır.

Merdivenler, düzgün eğimsiz ama kaygan olan her yüzey çocuklar için tehlikelidir. Merdivenlerde kayıp düşebilirler, Düzgün, pürüzsüz, eğimsiz yüzeylerin ıslaklığı vb. sorunlardan dolayı kayıp düşebilme ve ciddi hasar görme olasılıkları vardır.

Her yaştan öğrenci okutan okullar mutlaka, eğimli, eğimsiz parlak yüzeylerde ve merdivenlerde kaydırmaz bant kullanmalıdır.

Derecesine olursa olsun, pürüzsüz, eğimli yüzeyler kayma riskini artırır, kazalara yol açar.

AMBALAJ MALZEMELERİ

İŞ GÜVENLİĞİ

KAYDIRMAZ BANTLAR

PERPA HABERLERİ

PERPA DUYURULAR

PERPA FİRMALARI

PERPA İLETİŞİM

PERPA TİCARET MERKEZİ

 

 

Doğal Renklendiriciler

Doğal Renklendiriciler Doğal Gıda Boyaları

Doğal Renklendiriciler Gıda sektöründe kullanılan Doğal Gıda Renklendiricileri; sebzeler, meyveler, bitkiler, mineraller ve mikrobiyolojik kaynaklardan geleneksel yöntemler ile ve/veya uygun fiziksel prosesler ile elde edilirler.

Doğal Renklendiriciler

Doğal Renklendiriciler

Doğal Renklendiriciler Nelerdir ?

Tüketici algısını etkileyen en önemli faktörlerden biri gıdanın rengidir. Hangimiz ilk bakışta beyaz renkli bir gıdanın çilek tadında olacağını düşünürüz ya da enfes bir limon tadına sahip olabileceğini? Bu sebeple üretici firmalar da ilgili ürünün aromasına göre doğada var olan rengini esas alarak tüketici algısına yönelik ürünler geliştirmeye özen göstermektedir.

Fakat gıdalarda kullanılan renklendiricilerin hepsi doğal değildir. Peki ya doğal gıda renkleri nelerdir?

Gıda Boyaları

Gıda Boyaları

Gıda sektöründe kullanılan Doğal Gıda Renklendiricileri; sebzeler, meyveler, bitkiler, mineraller ve mikrobiyolojik kaynaklardan geleneksel yöntemler ile ve/veya uygun fiziksel prosesler ile elde edilirler.

Çeşitli ürünlerde kullanılan renklendiriciler, kimyasal ve doğal olmak üzere iki farklı kaynaktan elde edilir. Kimyasal renklendiriciler ya da kimyasal boyalar renk verme konusunda daha etkili  ve kalıcı olmalarına rağmen insan sağlığına etkilerinden dolayı kullanım oranları azalmış, doğal renklendiriciler ön plana çıkmıştır.

Doğal Renklendiriciler genel olarak bitkisel veya hayvansal kaynaklardan üretilirler. Üretilmeleri ve çeşitli ürünlerde kullanımları ulusal ve uluslararası belli yasa ve kurallara bağlıdır. Doğal renklendiricilerin üretimi ve kullanımı Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve tek tek ülkeler tarafından belirli kurallara bağlanmıştır.

Doğal Renklendiriciler

Doğal Renklendiriciler

Doğal Renklendiriciler, bitkisel veya hayvansal kökeninden bağımsız olarak insan sağlığına zarar vermeyecek katkılardır. Konu ile ilgili bakanlıklardan sertifika almadan üretilemez, ithal edilemez, ihraç edilemez ve pazarlanamazlar.

Hayvansal Doğal Renklendiriciler

Karmin E120

Karmin, karminik asit veya alüminyum tuzundan elde edilen parlak kırmızı renk pigmenti. Bu madde, kozmetikte allık, ruj vb. sanayisinde kullanılır.

Güney Amerika ülkelerinde elde edilen karminik asit E120, meyveli yoğurtlarda, dondurmalarda, meşrubatlarda, keklerde ve kırmızı renk içeren işlenmiş hazır gıdaların neredeyse hepsinde kullanılıyor.

Ayrıca kozmetik alanında da kullanılan karmin, ruj ve benzeri makyaj malzemelerine de kırmızı rengini veriyor.

Bitkisel Gıda Boyaları

Betanin E162

Betanin veya Pancar Kırmızısı , pancarlardan elde edilen kırmızı renkli glikosidik bir gıda boyasıdır; glikoz molekülünü hidrolize ederek elde edilen aglikonu betanidindir. Gıda kodeksi katkı maddesi olarak E numarası E162‘dir.

Betanin E162 Rengi, kırmızıdan pembeye çalar. Isı, ışık ve oksijene karşı dayanıksızdır. Dondurulmuş, Kurutulmuş ve kısa raf ömürlü ürünlerde kullanılması uygundur. Dondurma, yoğurt gibi ürünlede kullanılır.

Hibiskus Roselle ( Hibiscus sabdariffa )

Batı Afrika’ya kökenli bir Hibiskus türü olsa da bugün Güney Amerika’da yaygın olarak ekimi ve ticareti yapılmaktadır. 

Hibiskus, 2-2,5 m boyunda büyüyen, yıllık veya çok yıllık bir bitki veya odunsu tabanlı bir alt çalı türüdür. Yaprakları, beş loblu olup 8-15 cm uzunluğundadır.

Hibiskus çiçekleri, her yaprağın tabanında koyu kırmızı noktalı soluk sarı renkli ve sağlam etli olup beyaz 8-10 cm çapındadır.

Riboflavin E101

Riboflavin, ya da E101, gıdalarda sarı renk elde etme ve B2 vitamin takviyesi amacıyla kullanılır. Riboflavin E101, kimyasal olarak suda çözünür. Isıya dayanıklıdır. Sütten elde edilen ürünlerde, mısır gevreği ürünlerinde ve sarı renkli tatlılarda kullanılır.

Klorofil E140

Klorofil E140, Yeşil renk elde etme amacıyla kullanılan doğal gıda boyalarıdır. Yeşil rengin baskın olduğu ıspanak, ısırgan, maydanoz ve diğer yeşil renki bitkilerden elde edilir.

Klorofil yeşil yapraklı bitkilerin tümünde bulunan, bitkiye yeşil rengini veren pigmenttir. Klorofil E140 suda çözünür, ısı dayanımı yüksektir.

Yeşil renkli olması gereken şekerlemelerde ve çeşitli süt ürünlerinde kullanılır. Tamamen doğaldır.

Doğal Gıda Renklendiricileri

PERPA HABERLERİ

PERPA HABER ANA SAYFA

PERPA İLETİŞİM

 

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

CHP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun ziyaret ettiği Hüsamettin Cindoruk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi.

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

Diktatör Kenan Evren bile seçimlere müdahale etmedi . CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, 1 Mart Yerel Seçim çalışmalarını sürdürdüğü Şişli’de siyasetin önemli isimlerinden, eski Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk’u ziyaret etti.

“Benimle beraber siyaset yapmış bütün arkadaşlarıma İmamoğlu’na oy vermeye çağırdım” diye söze başlayan Cindoruk, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi.

İmamoğlu’na oy verme çağrısının nedenlerini açıklayan Cindoruk, “Kenan Evren, diktatör olmasına rağmen 1984 seçimlerine müdahele etmemişti.

Bu dönemlerde yapılan seçim yarışları adil değil. Cumhurbaşkanı bu seçime müdahale etmiştir, yanlıştır” dedi.

‘CUMHURBAŞKANI BU SEÇİMLERE MÜDAHALE ETMİŞTİR, YANLIŞTIR’

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

Evren Seçimlere Müdahale Etmedi

DYP’li eski ekonomi bakanı Ufuk Söylemez ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun da eşlik ettiği ziyarette, 1984 yerel seçimlerinde DYP’nin İstanbul belediye başkan adayı olarak seçimlere girdiğini ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Kenan Evren’in oturduğunu hatırlatan Cindoruk, Kenan Evreni’in müdahale etmemesiyle adil bir seçim olduğunu ifade etti:

“Bugünü mukayese ettiğimde Kenan Evren diktatör olmasına rağmen bu seçime müdahale etmedi. Gayet adil, demokratik bir yarış yaptık. Bu dönemlerde yapılan seçim yarışları adil değil. Cumhurbaşkanı bu seçime müdahale etmiştir, yanlıştır. Bu seçimin adil olması için sadece adaylar arasında olması gerekir.

Bir meclis başkanının ve iki bakanın görevlerinden ayrılarak aday olması yanlıştır. Size bu yüzden destek veriyorum, bu sebeple size oy vereceğim. Benimle beraber siyaset yapmış bütün arkadaşlarımı da size oy vermeye çağırdım. Böyle büyük ve güzel bir şehir 16 milyon nüfusuyla size emanettir. Gereğini yapın” diye konuştu.

Cindoruk’un ardından söz alan İmamoğlu, şehrin tek gündeminin imar ve plan değişikliği olduğunu söyledi.

Hüsamettin Cindoruk Kimdir?

Ahmet Hüsamettin Cindoruk 1933’te İzmir’de doğmuştur.

Vasfi Bey ve Ganimet Hanım’ın oğlu olarak 1933 yılında İzmir’de doğdu. İlkokulu Ankara’daki Çankaya İlkokulu’nda, liseyi ise Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamladı. Yükseköğrenimini yapmak için girdiği Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1954 yılında mezun oldu ve 1955 yılında avukatlığa başladı.Siyasal yaşamına Demokrat Parti gençlik kollarında başlayan Hüsamettin Cindoruk, 1958 yılında bu partiden ayrılarak Hürriyet Partisi kurucuları arasında yer aldı.

27 Mayıs’tan sonra Demokrat Parti yöneticilerinin yargılandığı Yassıada Yargılamaları’nda, aralarında eski meclis başkanı Refik Koraltan’ın da bulunduğu 18 eski milletvekilinin avukatlığını yaptı.Yargılama sürecinde Yüksek Adalet Divanına hakaret ettiği gerekçesiyle iki buçuk ay Balmumcu Sıkıyönetim Cezaevi’nde tutuklu olarak yattı.Demokratik siyasal yaşam tekrar başladıktan sonra Adalet Partisi ve Demokratik Parti’de faaliyet gösterdi. 12 Eylül’le birlikte siyasal yaşamın kesintiye uğramasının ardından, 1983 yılında Büyük Türkiye Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı.

Ancak bu siyasal parti, kuruluşundan 15 gün sonra Millî Güvenlik Konseyi’nin 79 sayılı bildirisiyle kapatıldı ve aynı bildiri ile Hüsamettin Cindoruk, Süleyman Demirel ve birlikte hareket ettikleri diğer isimlerin Zincirbozan Garnizonu’nda zorunlu ikamete tabi tutulmaları kararlaştırıldı.Hüsamettin Cindoruk burada 4 ay tutuklu kaldı.14 Mayıs 1985 tarihinde Büyük Kongre’de Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi.Genel Başkanlık makamını, siyasi yasağı biten Süleyman Demirel’e bıraktıktan sonra 16 Kasım 1991 – 1 Ekim 1995 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığı yaptı.

17 Nisan 1993 günü, dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatı üzerine 17 Nisan 1993 – 16 Mayıs 1993 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığını vekâleten üstlendi. Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilince boşalan DYP genel başkanlığı için aday olmadı.

Tansu Çiller’in DYP genel başkanı olduğu dönemde Doğru Yol Partisi’nden ayrılıp Demokrat Türkiye Partisi’ni kurdu. Demokrat Türkiye Partisi, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki koalisyon hükûmetine katıldı; ama Cindoruk hükûmette görev almadı. Parti 1999 genel seçimlerinde oyların % 0,58’ini aldı ve barajı aşamayarak TBMM dışında kaldı. Cindoruk, bu sonucun ardından Demokrat Türkiye Partisi genel başkanlığından ayrıldı.

16 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Demokrat Parti 5. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde, 3. turda 559 oy alarak partinin genel başkanlığına seçildi.Genel başkanlığa gelmesinin ardından, Demokrat Parti ile Anavatan Partisi’nin birleşme sürecinde etkin rol aldı.İki parti 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti çatısı altında bütünleşti ve Hüsamettin Cindoruk da bu bütünleşmenin başındaki isim oldu.[Siyaset yaşamını Demokrat Parti genel başkanı olarak sürdürdü ve 2011 yılının Ocak ayına kadar bu görevde kaldı.

İngilizce bilen Hüsamettin Cindoruk, Dilek Cindoruk’la evli ve üç çocuk babasıdır.

Kaynak Artı Gerçek

PERPA HABERLERİ

PERPA HABER ANA SAYFA

PERPA İLETİŞİM

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği Şehirlere Gitti Genç Çiftçi Desteği Nedir

Genç Çiftçi Desteği Şehirlere Gitti: 3.8 milyarlık hibe adressiz dağıldı.

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

Birgün Gazetesi‘nin haberine göre AB’nin Hibe Destek Programının ana hedef kitlesi olan kırsal alanlarda yaşayanlara yeterince ulaşmadığı saptandı. Sayıştay, kırsalda yaşamamasına karşın 40 yaş altındaki kişilerin ‘Genç çiftçi’ desteğinden yararlandırıldığını saptadı

Türkiye’de 42 ilde uygulanan AB’nin IPARD programı kapsamında verdiği 3.8 milyar liralık tarımsal hibe desteğinin çiftçilere yeterince ulaşmadığı, kırsal alan dışına gittiği belirlendi.

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

Sayıştay’ın, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nu denetim raporunda, “IPARD Programının Faydalanıcı Olarak Kırsal Alanda Yaşayanlara Fazla Ulaşamaması” tespitine yer verildi.

Programının ana hedef kitlesinin kırsal alanlarda yaşayanlar olduğu vurgulanan raporda, “Programa daha çok kırsal alanların dışında yaşayanlar ilgi göstermektedir” denildi. IPARD Programı ile desteklenen yatırımların, istihdam sağlayarak kırsal alanların ekonomik kalkınmasına katkı sağlaması, ekonomik faaliyet düzeyinin yükseltilmesi, kırsal nüfusun azalmasının tersine çevrilmesi gibi katkıları olmakla birlikte kırsal alanlarda yaşayanlara çok fazla ulaşamadığının altı çizildi.

‘GENÇ’ AMA ‘ÇİFTÇİ’ DEĞİL

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

IPARD Programı proje seçimi kriterlerinde faydalanıcı bazında kırsal alanlarda yaşayanlara yönelik bir puanlama sisteminin bulunmadığı belirtilen raporda, 3.8 milyar TL’lik AB hibesinin kullanımı ile ilgili şunlar kaydedildi:

“Genç çiftçi olmanın şartlarından birisi, kırsal alanda ikamet etmektir. Halbuki TKDK uygulamalarında Bakanlığın getirmiş olduğu genç çiftçi tanımına uyulmamış, 40 yaşın altındaki her başvuru sahibi genç çiftçi olarak kabul edilmiştir. Görüleceği üzere genç çiftçi, mevzuatta kırsal alanda yaşayanlar için getirilmiş bir destek uygulaması olmakla birlikte IPARD desteklerinde ikamet şartı aranmaksızın 40 yaşın altındaki herkes için genel bir uygulama haline gelmiştir.”

BİR ALANA BİR DAHA

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

Destekten yararlandırılacaklar belirlenirken daha önceden hibe alanların puanlarının düşürülmediğini de belirleyen Sayıştay denetçileri raporunda, “Bu durumun kaynakların farklı kişilere dağıtımını olumsuz yönde etkileyebileceği değerlendirilmesi yapılmıştır” dedi.

TAVSİYEDE BULUNABİLİRDİN

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

TKDK’nin bu saptamalara karşı, “Görevim IPARD Programını gerçekleştirmek, programın hazırlanması ve değiştirilmesi ile ilgili yetkim yok” yanıtına karşı da Sayıştay “Programda yapılabilecek değişikliklere ilişkin yönetim otoritesine teknik seviyede tavsiyelerde bulunulabileceğine” dikkat çekti.

KİME GİTTİ?

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin IPARD Desteklemeleriyle ilgili olarak “14 bin 500 projeye 3.8 milyar hibe desteği sağlandığı, bu hibeler sayesinde de 10 milyar lira tutarında yatırım yapılarak 60 bin yeni istihdama kavuşulduğu” açıklamalarını anımsattı. Gürer, “Sayıştay raporlarında göre kırsal kesimlerden daha çok kırsal alanlarda yaşamayanların faydalandığı bu hibe destekleri kimlere gitti?” diye sordu.

Genç Çiftçi Desteği Nedir

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

MART 2018 tarihinde Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçilere 30 bin lira hibe verilmesine ilişkin 2017/10 sayılı Tebliğname Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu tebliğname gereğince köye dönüş yapacak olan 18-41 yaş aralığında ki genç çiftçilerimize otuz bin lira hibe verilecek. Başvurular tebliğnameye göre 5 iş günü içerisinde başlayacak. Başvurular 2 aşamadan oluşacak. İnternet sitesi başvuru sayfasına kayıt olan gençlerimiz, işlem tamamlandığında gerekli evrakları hazırlayarak İl veya İlçelerde bulunmakta olan Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurularını gerçekleştirecekler. 2016 yılında olduğu gibi geçen yılda da binlerce gencimizin bu sayede kendi işlerini kurmaları, ekonominin ve tarımın desteklenmesi amaçlanıyor.

Genç Çiftçi Desteği İçin Başvuru Şartları

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

TC. Vatandaşı ve Okur yazar olmak,

18 yaşını tamamlamış, 41 yaşından gün almamış olmak,

Ücretli olarak herhangi bir iş yerinde çalışıyor olmamak,

Örgün okul okumuyor olmak,

Vergi mükellefi esnaf olmamak,

31 MART 2018 tarihi itibariyle, 50 adet küçükbaş ve 15 adet büyükbaştan daha fazla hayvan sahibi olmamak,

50 arılı kovandan fazla arılı kovan sahibi olmamak şartlar arasında yer alıyor.

Milli Tarım Projesi ile kırsal alanı kalkındırmayı amaçlayan bakanlık köylerdeki nüfusu arttırmak ve tarım alanlarının daha verimli bir şekilde kullanılmasına imkan vermek amacı ile uygulayacağı hibe ve kredileri kullanmak isteyenlerde arayacağı kriterlerden bahsetmek gerekirse, öncelikli olarak genç çiftçilerin nüfusunun 18 ile 41yaş aralığında olması gerekmektedir. 

Başvuru yapacak kişinin bir kırsal alanda ikamet etmesi veya kırsal alanda ikamet edeceğinin taahhüdünü vermesi gerekmektedir. 

Ayrıca hangi alanda faaliyet göstereceği hakkında bir iş planına sahip olması gerekmektedir.

Ziraat Bankası Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Akademisi

Ziraat Bankası Genç Çiftçi Akademisi, gençlerin tarıma olan ilgisini arttırmak, başvuru koşullarını taşıyan gençlere beli​rli konularda tarımsal üretim ve yatırım yapmayı öğretmek, eğitimli ve bilinçli genç çiftçiler yetiştirmek ve gençlere tarım alanında girişimcilik bilinci kazandırmak üzere Ziraat Bankası tarafından geliştirilmiş olan, Banka – üniversite – kamu ve özel sektör işbirliğine dayalı bir eğitim programıdır.

Amacı?

  • Gençlere tarım alanında yeni istihdam ve iş alanları açmayı,
  • Gençlere tarımda bilerek yatırım ve üretim yapmayı öğretmeyi,
  • Halen tarımsal üretim yapan gençlerin teknik ve finansal bilgi düzeyini arttırmayı,
  • Eğitimli ve bilinçli genç çiftçiler yetiştirmeyi
  • Tarımın geleceğinde söz sahibi olacak gençleri bugünden kazanmayı amaçlamaktadır.

Kimler Yararlanabilir?

  • Üretim konusuyla ilgili teknik bilgisini arttırmak,
  • Yeni tarımsal yatırım yapmak,
  • Mevcut tarımsal işletmesini büyütmek veya geliştirmek,
  • Bir tarımsal işletmede çalışmak isteyen ve başvuru koşullarını taşıyan Genç Çiftçiler ve Genç Çiftçi adayları yararlanabilir.

Başvuru Şartları Nelerdir?

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

  •  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak
  •  Türkiye’de yerleşik olmak
  •  18 yaşını tamamlamış – 30 yaşından gün almamış olmak
  •  Eğitim verilecek konularda tarımsal faaliyet yapmayı veya mevcut tarımsal faaliyetini büyütmeyi ya da bir tarımsal işletmede çalışmayı istemek
  •  Asgari lise mezunu olmak
  •  Erkek adaylar için askerlik görevini tamamlamış ya da muaf olmak
  •  Medeni haklarını kullanma hakkına sahip olmak
  •  Kredi kullanmasına engel bir durumu olmamak

Başvurularda Kimlere Öncelik Verilecek?

Genç Çiftçi Desteği

Genç Çiftçi Desteği

  • Kadın çiftçiler/çiftçi adayları
  • Tarımla ilgili teknik lise veya üniversite mezunları
  • ​Ailesine ya da kendisine ait tarım işletmesinde çalışanlar

Eğitim Süreci Nasıldır?

Düzenlenecek programlar teknik eğitim ve staj aşamalarından oluşmaktadır.

Azami beş hafta sürecek teknik eğitimler, eğitimin düzenleneceği yerde bulunan ve Ziraat Bankası’nın belirleyeceği üniversitelerin teknik bölümleri tarafından verilecektir. Azami üç hafta sürecek stajlar ise Ziraat Bankası ve ilgili üniversite tarafından belirlenecek çiftliklerde ve/veya ilgili üniversitenin uygulama işletmelerinde yapılacaktır.

Her biri 20 kişilik sınıflar halinde düzenlenecek eğitimler haftanın altı günü devam edecek ve devam zorunluluğu bulunacaktır. Teknik eğitim ve staj sırasında/sonunda katılımcılar sözlü/yazılı sınava tabi tutulacaktır.

Eğitim ücretli mi?

Eğitim için katılımcılardan herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Tüm eğitim ve eğitim materyalleri ile ilgili masraflar Ziraat Bankası tarafından karşılanmaktadır.*

(*)Eğitim boyunca katılımcılara belirli miktarda yemek ücreti ödenecek, konaklama ihtiyacı olması halinde anlaşmalı otellerdeki konaklama giderlerine katkı yapılacak ve eğitim süresince ücretsiz olarak hayat ve sağlık sigortası yaptırılacaktır.

Ziraat Bankası

PERPA HABERLERİ

PERPA HABER ANA SAYFA

PERPA İLETİŞİM

Lise Stajyer

Lise Stajyer Elektrik Meslek Lisesinde okuyan

Lise Stajyer

Elektrik Meslek Lisesinde okuyan Lise Stajyer alınacaktır.

Firmamız güçlendirme elektriği alanında faaliyet göstermekte olup OG-AG Mühendislik, Müşavirlik ve Elektrik Taahhüt işleri yapmaktadır.

Lise Stajyer

Lise Stajyer

İPEK MÜHENDİSLİK

CV ve başvuru için: ik@ipekmuhendislik.com

Mailinize konu olarak ”Lise Stajyer başvurusu Perpa” yazınız.

STAJYER ÇIRAK  

PERPA İŞ İLANLARI

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Komi Aranıyor Sera Restaurant

Komi Aranıyor Perpa Sera Restaurant 0212 221 15 66

Komi Aranıyor

Türk Mutfağı ve Akdeniz yemekleri yapan Perpa Sera Restaurant’a komi aranıyor.

Komi Aranıyor Sera Restaurant

Komi Aranıyor Sera Restaurant

Perpa Ticaret Merkezi B Blok Kat:5 No:495  34384 Şişli / İstanbul
  • (0212) 221 15 66
  • (0212) 221 15 67

Komi Aranıyor Komi Nedir?

Komiler, otel ve restoranlarda servis öncesi ve sonrasında servis elemanlarına yardım eden kişilerdir.

Restoran ve masaların temizlik ve düzenini sağlamakla görevli olan komi, işletmeyi ve masaları servise eksiksiz bir şekilde hazırlamakla yükümlüdür.

Servis elemanlarının ve kimi zaman da aşçıların sağ kolu olan komiler, belirlenen standartlar doğrultusunda kendisinden istenen hazırlıkları en doğru şekilde yerine getirir.

Komiler; insan ilişkilerinde başarılı, düzgün bir diksiyona sahip, müşteri memnuniyetini önemseyen, yoğun iş temposuna ve esnek çalışma saatlerine uyum sağlayabilen kişiler olmalıdır.

Güler yüzlü, öğrenmeye istekli, kişisel gelişimine ve dış görünüşüne önem veren, ekip çalışmasına uyum sağlayabilen kişiler, komi arayan firmaların aradıkları özellikleri taşırlar.

Komiler, çalıştıkları işletmede iş disiplinine sahip olarak görevini layığıyla yerine getiren, başarılı olma ve yükselme konusunda her zaman bir adım önde olmalıdır.

Hizmet sektöründe bir kariyer planlıyorsanız, Sera Restaurant tam size göre…

SERA RESTAURANT İŞ İLANLARI

LOKANTA RESTAURANT İLANLARI   PERPA İŞ İLANLARI  

PERPA ANA SAYFA   PERPA İLETİŞİM

SERA RESTAURANT